Post-Soviet Transition in the Southern Caucasus

17 yıl önce
Ana sayfa
Haberler

Post-Soviet Transition in the Southern Caucasus: Security, Democracy, Market Economy and International Politics (Güney Kafkasya'da Sovyet Sonrası Dönemde Dönüşüm: Güvenlik, Demokrasi, Piyasa Ekonomisi ve Uluslararası Politika) Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), Karadeniz ve Orta Asya Ülkeleri Araştırma Merkezi (KORA) ve TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü tarafından Uluslararası İlişkiler Konseyi Derneği desteğiyle 18- 19 Mayıs 2007 tarihlerinde ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezinde “Güney Kafkasya'da Sovyet Sonrası Dönemde Dönüşüm: Güvenlik, Demokrasi, Piyasa Ekonomisi ve Uluslararası Politika (Post-Soviet Transition in the Southern Caucasus: Security, Democracy, Market Economy and International Politics)” başlıklı bir uluslararası konferans düzenlenmiştir. Güney Kafkasya bölgesinden ve bölge dışından akademik, kamu ve özel sektörden çok sayıda temsilciler katılmıştır. Özellikle 90'ların başında Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla birlikte Güney Kafkasya'da demokratikleşme ve politik katılıma ilişkin olarak büyük bir potansiyel ortaya çıkmıştır. Güney Kafkasya bölgesinin üç devleti Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan iç içe geçmiş tarihi ve kültürel bir mirası, yoğun bir coğrafyayı paylaşmaktadırlar. Ancak sosyoekonomik engeller ve donmuş ihtilaflar Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki ve Gürcistan'ın içindeki çatışma demokratikleşme potansiyeli ile birlikte sınır aşan ilişkileri ve bölgesel işbirliğini sekteye uğratmıştır. Bu çerçevede Güney Kafkasya'da güvenlik konusu, ekonomik ve politik geçiş süreci ve bölgenin geleceği iki gün süresince gerçekleşen beş oturumda tartışılmıştır. İlk oturum AGİT, AB ve KEİ'nin yaklaşımları öznelinde Güney Kafkasya'da güvenlik ve bölgesel işbirliği konusundadır. İlk olarak Jonathan Cohen Güney Kafkasya'da Dağlık Karabağ ve Güney Ossetia sorunları gibi donmuş çatışmaları, bölgenin güvenliği açısından değerlendirmiştir, donmuş ihtilaflar konusunda ‘karşılıklı yalıtım' kavramına değinmiştir. Özellikle NATO'nun genişlemesi üzerinde durmuştur. İkinci olarak Dov Lynch AGİT'in Güney Kafkasya'ya ilişkin politikalarını AGİT'in üç amacını vurgulayarak değerlendirmiştir. Bu amaçlar donmuş iltihakların çözümü, müzakere masası oluşturulması ve demokrasi danışmanlığının sağlanmasıdır. Bölgenin entegrasyonuna ilişkin KEİ'nin rolü ise Murat Sungar tarafından tartışılmıştır. KEİ'nin tarihsel gelişimi, enerji ticareti, sınır aşan ilişkiler konusunda Avrupa Birliği ile ilişkileri değerlendirilmiştir. Sungar bölgede istikrar ve güvenliğin sağlanması KEİ'nin devam eden görevi olarak tanımlanmıştır. İkinci oturum ise Güney Kafkasya'da dış çıkarların kesişmesi ve güvenlik boşlukları konusundadır. Bu oturumda bölgede güvenlik konusu, dört ayrı konuşmacının katkılarıyla tartışılmıştır. Borut Grgic, Neil McFarlane, Oktay Tanrısever ve Mitat Çelikpala bölgedeki donmuş iltihakları ve bu çatışmalara bölgesel ve küresel güçlerin yaklaşımlarını değerlendirmiştir. Öncelikle Avrupa Birliği ve Güney Kafkasya konusu Slovenya Stratejik Çalışmalar Enstitüsü üyesi Borut Grgic tarafından değerlendirilmiştir. Grgic serbest ticaret anlaşmalarıyla Avrupa ve Kafkasya arasında bir ticaret hattının oluşturulması gerekliliğini vurgulamıştır. Güvenlik risklerini Kafkasya'nın Avrupa'nın ticaret ortağı olması önünde bir engel olarak tanımlamıştır. Borut Grgic'in açıklamalarına göre serbest ticaretten ve ekonomik gelişmeden söz edilebilmesi için katılaşmış çatışmaların çözülmesi gerekmektedir. İkinci olarak Oxford üniversitesinden Neil McFarlane bölgeye ve uyuşmazlıklara ilişkin ABD'nin yaklaşımını ve politikalarını açıklamıştır. Macfarlane ABD'nin Çin ve Irak eksenindeki durumunu değerlendirmiştir. McFarlane Kafkasya'ya ilişkin yoğunlaşan ABD dış politika odağını vurgulamış, ABD ve Rusya arasında yapıcı ilişkilerin kurulduğu bir çerçevede bunun kritik olduğunu belirtmiştir. Ayrıca ABD ve Kafkasya arasındaki boşluğun kapanmasına ilişkin AB ve Türkiye'nin rolü McFarlane tarafından sorgulanmıştır. Rusya'nın bakış açısı Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nden Oktay Tanrısever tarafından incelenmiştir. Oktay Tanrısever Rus dış politikasının gelişimini aktarmıştır. Rus dış politikasının Kafkasya'ya yaklaşımını gerçeklikten uzak olarak değerlendirmiştir. Tanrısever Putin'in yükselişini bölgeye ilişkin önceki dönem politikalarının çöküşü olarak değerlendirmiştir. Bir başka bölgesel aktör, Türkiye'nin, bölgeye ilişkin pozisyonu ETÜ'den Mitat Çelikpala'nın açıklamalarıyla ele alınmıştır. Mitat Çelikpala Kafkasya'nın Türkiye'ye Orta Asya'dan daha yakın olduğunun altını çizmiştir. Üçüncü oturum, Nazım İmanov ve Mert Bilgin'in konuşmalarından oluşmuştur. Üçüncü oturumun konusu Güney Kafkasya'da ekonomik geçiş sürecidir. Nazım İmanov bu dönemi özelleştirme politikaları öznelinde değerlendirmiştir. Azerbaycan'ın ekonomik başarısının yanında yakın dönemde çözülmesi gereken problemler; rüşvetçilik ve yolsuzluk vurgulanmıştır. Doğuş Üniversitesinden Mert Bilgin ise Güney Kafkasya ülkeleri politik ekonomisinde doğal kaynaklar ve bölgesel işbirliği çerçevesinde seçenekler ve engeller üzerinde durmuştur. Konferansın ikinci günü olan 19 Mayıs 2007 tarihinde dördüncü ve beşinci oturumlar gerçekleştirilmiştir. Dördüncü oturum Güney Kafkasya'da politik geçiş süreci üzerinedir. Denis Sammut, Leyla Alieva ve Ayça Ergun'un konuşmalarından oluşmuştur. Ayça Ergun sivil toplum üzerine olan konuşmasında uluslar arası örgütlerin sağladığı maddi desteğin bölgenin demokratikleşmesi açısından yetersiz kaldığını vurgulamıştır. Ergun tarafından vurgulanan bir başka nokta da yerel organizasyonların uluslar arası aktörlere olan bağımlılığıdır. Uluslararası aktörlerin ve yerel organizasyonların öncelikleri örtüşmediğinden, yerel organizasyonların öncelikleri göz ardı edilebilir ve Ayça Ergun'un açıklamalarına göre bu bir sorun oluşturabilir. Denis Sammut politik geçiş sürecini değerlendirdiği konuşmasında ‘bağımsız' medya ve ‘bağımsız' yargının sorgulanabilirliği ve demokratik açık gibi olumsuzlukların yanında demokratikleşme sürecinin başlangıcından bu yana kat edilen yolun yadsınamayacağının altını çizdi. Güney Kafkasya demokratikleşme sürecinde uluslar arası organizasyonların rolünü vurgulayan Leyla Aliyeva özellikle uluslararası organizasyonların sağladığı yardımların kurumların inşası sürecinde değerlendirilemediğini belirtti. Dördüncü oturumun sonunda soruların paralelinde demokrasi ve donmuş iltihaklar ilişkisi değerlendirilmiştir. Konferansın son bölümü olan beşinci oturum, ‘Güney Kafkasya'nın Geleceğine Bakış' başlıklıdır. Beşinci oturumun başkanlığını Dennis Sammut yürütmüştür. Konferansın son oturumu olan beşinci oturum, Tedo Japaridze, Levon Zourabian ve Erkin Kadirli'nin konuşmalarından oluşmuştur. Tedo Japaridze Güney Kafkasya bölgesinde güvenlik inşası üzerinde durmuştur. Japaridze özellikle güvenlik alanındaki gelişmelerin birbirine bağlı olduğunu belirtmiş, Kuzey Kafkasya'daki, Orta Asya'daki ve Batı'daki gelişmelerin Güney Kafkasya'ya doğrudan etkisi olduğunu açıklamıştır. Yine güvenlik konusu kapsamında Levon Zourabian bölgedeki donmuş iltihakları vurgulamış ve bu çerçevede geleceğe ilişkin yorumlar yapmıştır. Levon Zourabian bölgedeki anlaşmazlıkların geleceğine ilişkin konuşmasında donmuş ihtilafların çözümünü karşılıklı aşırı beklenti ve isteklerin terk edilerek tam bağımsızlık ya da yeniden birleşme konusunda hüküm vermeksizin karşılıklı güven inşasıyla sağlanabileceğini belirtti. Son olarak Erkin Kadirli bölgesel işbirliği potansiyeli ve anlaşmazlıkların barışçıl çözümleri üzerine bölgenin geleceğini değerlendirmiştir. Kadirli'nin konuşması Dağlık Karabağ sorununa ilişkin hukuki bir yaklaşım biçimindedir. Beşinci oturumun ardından “Güney Kafkasya'da Sovyet Sonrası Dönemde Dönüşüm: Güvenlik, Demokrasi, Piyasa Ekonomisi ve Uluslararası Politika (Post-Soviet Transition in the Southern Caucasus: Security, Democracy, Market Economy and International Politics)” başlıklı uluslararası konferans sona ermiştir. Güney Kafkasya'da Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonraki sürecin politik, ekonomik ve güvenlik konuları odağıyla değerlendirildiği konferans bölgeden ve bölge dışından farklı görüşlerin ifade edilmesiyle zenginlik kazanmıştır.

Bu içeriği paylaş